Bir grup mağdure
Her şey, bir kütüphaneci okuyucunun hatırlatıcı notuyla başladı, diyordu ki, “hocam, bu hafta kütüphanelere tahsis edilmiş durumda; hatırlatırım…” Fikir güzeldi; “Kütüphanecilik haftası, yanık ciğer kokusu” başlıklı yazı böyle dünyaya geldi, fakat daha ilk kelimede baltayı taşa vurmaktan kurtulamadım. “Yahu bu haftanın tam ismi ne idi, yanlış yazarsam okuyucu takımı beni tefe koyup cümbüş eder” endişesiyle [...]
Güzin dayı!
“Ahmet ağabey, başınızı ağrıttım asıl soruya geliyorum. Biz hayata demir almaya başlayan delikanlılar olarak arkadaşlarla ‘geyik’ nev’inden konuşurken; evlilikle ilgili bir meselede takılıp kalıyoruz. Evleneceğimiz bayanın böyle kitaptır, ilimdir, irfandır vs.. meselelere ilgisi olmazsa; bir arkadaşımın tespitiyle şöyle oturup Birinci Dünya Harbi’nin sebeplerini karşılıklı konuşamazsak acaba o evlilik yürür mü? Yani biz ‘Hadi hanım seninle [...]
Testere!
İnsanlar pek çok bakımdan kabaca ikiye ayrılabilirler; meselâ müze gezmeyi sevenler ile bundan pek hoşlanmayanlar gibi. Eğer kendinizi rûhen ikinci şıkka gönül verenler takımından sayıyorsanız, tercihinizin entellektüel muhitlerde hiç de hoş karşılanmayacağını bilmelisiniz. Peşinen belirtmeliyim ki benim müzelerle alâkam üçüncü şıkka giriyor ve bu şıkk, “müze bulduk da gezmedik mi?” diye düşünen büyük çoğunluğu kapsıyor. [...]
Hepplewhite tarzı mobilya üzerine yeni bir tez
“Mobilyasızlık üzerine yeni bir tez” başlığını taşıyan yazı, bu sütunlarda çok deüil henüz beş ay once yayınlanmıştı. Bu yazıda “desinler” temennisinden çok, “bizde yok demesinler” endişesinden kaynaklanan mobilya tüketim tarzını -aklım sıra- tenkid etmiş, eski ev düzenimizdeki sadelik fikrini hatırlatmaya çalışmış, evlerimizi istila eden ve üstelik üç-beş senede daha yenisiyle değiştirmek zorunda kaldığımız eşya kalabalığından [...]