“Itır gülün ‘iz’i, ışık sonsuzun”
“Nağmelerin efendisi Cinuçen Tanrıkorur beyefendiye şifâ ve hayır dualarıyla” Bir şey, bir yerde bulunsa veya bir yerden geçse belli bir zaman için; bir an, bir dakika, bir saat orada “iz”i kalır; veya haberdir, hâtıradır, selâmdır, sözdür, bir yere ulaşmışsa iz bırakır oralarda; kalmamış olmaz. Parmağın kimliği vardır; mührünün nemli ıstampasını bırakır dokunduğu yerde. Atılan her [...]
Gövdesiz elbiseler,başsız serpuşlar
Ömrün öyle bir devri var ki, o esnada bir fikre kendini adamak, fikir sancısı çekmek, bir fikrin mücadelesini vermek sıradışı bir meziyet olarak göze ve kulağa çok hoş görünüyor; bu gençlik zamanıdır. Basit heyecanların, sıradan zevklerin, büyüklüğü her zaman su götürür menfaatlerin ve âlelâde kurnazlıkların yerine bir gencin, dünyayı fikir kriterine başvurarak tanımaya kalkışması gerçekten [...]
Sobalarinda kuru mese…
Insan kac hayat yasarsa, o kadar miktarda olur diyen adam kimdi hatirlamiyorum; ama bu nukteden hareketle “kac hayat” yasadigimizi sorgulayabiliriz; ic ice gecmis, yan yana duran, birbirinden habersiz kac hayati surukluyoruz ve esasen bu hayatlardan hangisine aitiz? Zannimca bu muskul suale salih ve sahih bir cevap bulabilenlerin sayisi nadirattan olsa gerektir. Braveheart filminin kahramani da [...]
Bırak bu fingirdeği Kerem; sana “Aslı” mı bulunmaz?
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir türlü çocukları olmayan biri Türk diğeri Ermeni iki komşu kadın, aynı dertten muzdarip bulunmanın tesiriyle birbirlerine dert yanar dururken, günün birinde bir gezgin dervişin elinden yedikleri yarım elmaların tılsımı ile evlat sahibi oluverirler. Her iki aile çocuklar daha doğmadan “beşik kertmesi”nde kavilleşir. Neticede Türk ailenin çocuğu erkek olur [...]
Haberdar olmak; ama nasıl?
Günün yorgunluğu ile eve bitap düşüp “yurtta ve dünyada neler olup bitiyor bakalım” merakıyla haber bültenlerini didik didik etmek galiba ahir zamanlara mahsus bir kendini tahrip biçimi olsa gerek. Haber bağımlısı bir kitle olduk; ancak taze, daha taze, en taze haberleri öğrenerek teskin olabiliyoruz. Haberleşme araçlarının sayı ve teknik itibariyle artışını, gündelik haberlerle gitgide daha [...]
Süpermarketteki Firavun
İlmi nitelikli neşirlerden ziyade özellikle çocuklara ve gençlere İslam’a karşı sempati ve anlayış kazandırmak için tertiplenen (popüler) siyer kitaplarında karşımıza çıkan o basit kurgu, sade benim değil mutlaka başkalarının da merakını tahrik etmiştir: Efendimiz’in getirdiği tebliğe karşı cahiliyye adetlerinden yana katı tavır alan Mekke müşriklerinin inadı, “Atalarımızın dinini ve yolunu terk etmeyiz” yollu direnişleri, İslam’ın [...]
Simplicity, Simplicity, Simplicity!
Amerikalıların aynı kavme mensup olmakla iftihar edebilecekleri büyük ruhlardan biri olan Henry David Thoreau’nun üç kelimelik vecizesini defterimin kenarına yazmışım: “Simplicity, simplicity, simplicity!” Lugat karşılığı “basitlik, sadelik, kolaylık, saflık, samimiyet.” Budalalık yerine kullanıldığı da olurmuş; ama kelimenin soy ağacı belli ki sadelik ve basitlik kavramlarının toprağına kök salmış. Üstelik Türkçede bile saflıkla budalalık sınırını tayin [...]
Sözün çürüyüşü
Belki de üzerine çekebileceğinden fazla ağırlık yükleyişimizden olsa gerek haberleşme iklimimizde sözün büyük itibar kaybına uğradığını hissediyorum; en azından benim baktığım yerden durum öyle görünüyor. Kelimelerin içi boşaldı, cümleler fasık; manadan haber vermek yerine, haberi örtmeye ve gizlemeye yarıyorlar. Kendi nefsimize reva gördüğümüz zulümden lisan da nasibini alıyor. Mana ile onun bedenini teşkil eden kelime [...]
Kategorize etme;zalimlerden olursun!
Beyazla siyah arasinda grinin birbirinden farkli binlerce ton farkina sahip oldugunu hepimiz biliriz; bu, kategorik dusunmenin ne kadar yaniltici olabilecegini ihtar eden meshur misaldir; ama yine de kategori kullanmaktan vazgecemeyiz. Vakialari ilk planda manalandirabilmek icin hangi kategori icinde yer aldigina bakmak bir yerde insani bir tepkidir ve cogu kere kategoriye muracaat etmekle kisa vade icin [...]