Hükümeti piste davet ediyoruz
O uğursuz, “2010 yılının yazı çok sıcak geçecek!” kehâneti çıkmaya başladı. İnegöl’de olanlar hayır alâmeti değil; Dörtyol’da dört polisin şehid edilmesi ve ardından tırmanan olaylar da aynı cinsten; sıradan günler değil yaşadıklarımız. Katillerin silahla siyaset yapma arzusuna ülkenin meşru icrâ gücünün hukuk içinde dirayet ve kararlılıkla mani olması lâzım… Türkiye katillerin, çetecilerin, teröristlerin bile siyaset [...]
Mahallî seçimler ve ben
Horoz ölür, gözü çöplükte kalırmış; akademik hayatın arka penceresinden izzet ü ikbâl ile firar edip soluğu Ziraat Bankası’nın emeklilerin özlük işlerine bakan kasvetli ara kat salonlarından birinde toparladıktan sonra bir ara aynaya göz attım, – Böyle mi olacaktı, hani seninle Türkiye’yi kurtaracak; kurtarmakla bile yetinmeyip ensesinden kavrayarak şööyle asırlar üzerinden sıçratarak muasır medeniyetlerin önünde seyrangâh [...]
“El çek tabib el çek yaram üstünden…”
14 Mayıs 1950 seçimlerini Demokrat Parti’nin seçim beyannamesi veya partinin ilk yüz gün içinde yapmayı tasarladığı icraat programı kazanmadı; Demokrat Parti bir fikir partisi de değildi: CHP karşısında DP’yi açık farkla iktidara taşıyan temel saik, o an içinde yaşanılan “durum”du. Bir başka ifadeyle seçimi DP kazanmadı, CHP kaybetti. O günden bu yana DP ile başlayan [...]
Toz duman dağılırken
Siyasi partilerin varlık sebebi, halk arasında mevcut bulunan siyasi eğilimleri temsil etmektir. Bu açıdan bakıldığında siyasi partilerimizin aslında neyi temsil ettiği berrak görünmüyor; çünkü şahsi kanaatime göre Türkiye’de siyasi hayat şu anda siyasi içtihatların temsilinden çok bizatihi siyasetin, siyasi iklimin varlığı-yokluğu üzerine kilitlenmiş haldedir. Doğrusu bu durumda partilerimizin siyasi içtihat ve üslupları, ayırt edici vasıf [...]
“Iciyorsam sebebi var!”
Hangi rejimin kendini surdurebilmek icin dusmana ihtiyaci vardir?” sualinin tek makul cevabi var gibi gorunuyor: Kendi degerlerinden ve dayanaklarindan emin olmayan rejimler, idare tarzlarini mesrulastirmak icin dusmana ihtiyac duyarlar; “dis dusman” varsa ne ala, onun da kafi gelmedigi yerde dikkat projektorleri “iceri”ye cevrilir. Eskiden “Iciyorsam sebebi var” diye bir arabesk sarki vardi; dusmansiz “var” olamayan [...]
Safdil bir temenni
Nisan 1999′da yapilacagi yolunda “kanun gucu”nde emareler bulunan genel secimlerden once yoklama macunu hukmunde dile getirilen siyasi taktikler, birbiri ardi sira aciklanmaya basladi. Bunlarin icinde “Secimlerden once partiler secim ittifaki yapabilsin.” gorusu, uzerinde durulmaya layik bir mahiyet gosteriyor bana gore. Egri oturup dogru konusalim: Secim ittifaklarinin serbest birakilmasi esasinda samimi bir niyet tasimiyor; bu talebin [...]
Musarunileyh’e mektup
Selam kelamdan oncedir; evvela selam ederim. Beni tanimazsiniz fakat biz sizi iyi taniyoruz. Yasitlarimin son otuz yili, uzak veya yakin mesafeden sizi izlemekle gecti; bir insani tanimak icin otuz yilin yeterli bir sure olup olmadigi tartisilabilir; hele sizin hakkinizda otuz yil once verdigi ilk hukmun bugun bile tazeligini korudugu zehabina kapilan biri icin bu zaman, [...]
Neyse ki “Temel” var
Belki tabir biraz itinasız ama adresi doğru; vaktiyle Anadolu’da her beldenin meşhur birkaç “deli”si vardı; şimdi insanların yalnızlığını artıran şehir ikliminde, deliler de dahil “maruf ve meşhur” hemen hiçbir şey kalmadı. Delilere son zamanlarda kibarlaşan “özürlü” jargonunda hangi sıfatın verildiğini bilmiyorum; galib a en doğrusu “zihin özürlü” demektir. Eskiden çocukluk haletiyle delileri uzaktan izler, nasıl [...]
Nezaket yahu!
İşin “acaba”sı kalmadı; Türkiye’yi etkisi altına alan siyasi kriz pek vazıh ve aşikar bir kabalık üslubuna büründü. Gücüne çok güvenen, kudretinden emin ve menziline varmak için önüne çıkması muhtemel engelleri kırmayı, ezmeyi, öğütmeyi göze almış bir nobranlıkla kuşatılmış durumdayız. Haber bültenleri akıllara sığmaz bir huşunetle üzerimize yılgınlık, paranoya ve akıldışılık boca ediyor; gazete manşetleri keza. [...]
Çalıya çaput bağlamak
Siyasete, siyasilerle aynı irtifadan bakmak yerine, daha panoramik, daha ihata edici bir gözlem yerinden, “kuşbakışı” nazarla eğilmek bana daha doğru görünüyor. Ne kadar mükemmel görüş imkanı sağlarsa sağlasın tek gözlem yeriyle iktifa etmenin mahzurlarını biliyorum. Ana fikir olarak doğrudan insanı ve onun zaman boyutundaki değişimine eğilen “sosyal ilim”in, daha az “yanlışlanabilir” neticeler sunan fiziki ilimlere [...]