“Iki biyik bukumu sola, uc evlek ileru!”
Kurtlar sofrasi”ndan dokulen yemek artiklari evvela medyanin canagina dokuluyor; yeniden isitilan sogukluklarin son muhatabi ise bizim gibi siradan vatandaslar. Bir nevi “zenginin mali, zugurdun cenesi” hikayesi bu. Vaktiyle Yesilcam’da imal edilen siyah-beyaz filmlerdeki basit ve beylik dramatik gerilimleri nasil sahiplenerek seyretmis, sevdigi kiza varamayan zengin fabrikator oglunun sikintisini nasil paylasmis, en sonunda birbirini seven iki [...]
“… Mecal vermeyub bogdirasin ki gayet muhimdir…”
Ramazan’in son gunlerinde vaktimin en leziz aksamini Cem Sultan hakkinda yazilmis bir romana tahsis ettim; Roderick Conway Morris’in kaleme aldigi bu belgesel roman “Bir Saray Ispiyoncusunun Anilari” alt basligini tasiyor. Itiraf etmeli ki edebiyat tarihine gececek karatta bir saheser degil; ama tarihi bilginin matlasmis cehresine edebi bir dehliz acabilmis olmasi bakimindan dikkat cekici bir eserdi. [...]
“İçtimai makas”
Susurluk meselesini bu derece siyasileştirmenin ilk faturaları gelmeye başladı bile; bedelini “hukuk devleti” kavramını ipotek ederek ödeyebildiğimiz küçük faturalar bunlar; ama önemsiz değil. Çete söylentileri çıktığından beri Türkiye’de adli mekanizma çok yoğun bir baskı altında tutuldu; görülen odur ki bu baskılar önümüzdeki dönemde giderek artacak. Medyanın Susurluk meselesini kamuoyuna takdim şekli çocukça argümanlar üzerine bina [...]
Arabada tam beş kişiydik!
Ancak ciddi bir pazarlama şirketinin gösterebileceği bir ihtimamla ve gün be gün servise sunulan bilgi ve belgelerle ratingi yüksek tutulan Susurluk hadisesi iki aydan beri Türkiye gündeminin baş köşesini işgal ediyor; vaziyet öyle vahim bir noktaya erişti ki adam yokluğunda yazarlık postuna kurulmuş biri sıfatıyla Susurluk’tan bahsetmedigim için manevi bir eza hissetmeye başladım. İtiraf etmeliyim [...]