İki yanlış bir doğru etmez!

-Bu kadar uzun yarıyıl tatili olur mu çekirge; on gün izin verdik, bir ay görünmedin; cezan arttı bilesin!

-Ne söyleseniz haklısınız hocam, fakat makul gerekçelerim vardı; evin damı aktı, elektrikler kesildi, yollar kapandı, vesaire, vesaire…

-Demek öyle; o halde bir ay süreyle okulun bütün çamaşırları yıkayacak, çöpleri dökecek, patatesleri ayıklayacaksın vesaire, vesaire…

-Başüstüne efendim, zevkle yaparım verdiğiniz görevleri.

-Aferin, şimdi söyle bakayım bu andıç-mandıç meseleleri nedir? Silahlı kuvvetler, gazetecileri yeniden askere alacakmış diyorlar, doğru mu?

-Çok şakacısınız hocam; keşke askere alsalar. Bence daha vahim bir şey yapıyorlar ve kendilerini neredeyse bile-isteye taraf haline getirip belli başlı yayın organları, gazeteciler ve yazarlar hakkında dosya tutuyorlar; iyi çocuktur, yaramazdır diye not veriyorlar.

-Ne yani, bu kadarına hakları yok mu?

-Benim de şaşırdığım nokta bu zaten üstadım. Anayasa’da kapı gibi bir 10. madde var; maddenin 4. bendinde diyor ki: “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

-Ne demek şimdi bu kafam karıştı?

-İki bakımdan bu ilke örseleniyor hocam: Bir, bütün gazete ve gazetecileri değil, daha önce akredite olan ve olmayan ayrımına göre sadece akredite olanları değerlendiriyorlar. İki, akredite olanları ise iyi ve kötü çocuklar diye tasnife tabi tutuyorlar.

-Bu madde orduyu bağlar mı çekirge?

-Bağlar elbette; ordu anayasal bir kurum; 117. madde, ordunun yerini belirliyor; yürütme erkinin içinde Başbakanlığa bağlıdır ordu.

-Anladım ama Başbakan da uçağına bazı gazetecileri almıyor diye duymuştum bir aralar?

-İki yanlış bir doğru etmez hocam; hükümetin yaptığı da yanlış elbette ama arada önemli bir fark var: Ordu, sevmediği gazete ve yazarları muhatap kabul etmeyerek resmi bilgilendirme kanallarının dışında tutuyor. Hükümetin yaptığı farklı; Başbakanlık faaliyetlerinin izlenmesi, kanunun öngördüğü şartları taşıyan bütün habercilere açık; sadece Başbakan uzun gezilerde uçağına bazı gazetecileri davet etmiyor.

-Bu da şık bir şey değil ama çekirge; ne dersin?

-Haklısınız hocam, az önce belirtmiştim; iki yanlış bir doğru etmiyor; Başbakan’ın uçak davetlerinde daha eşitlikçi davranması gerekir bence.

-Benim zihnimi bulandıran aslında gazetecilerin meseleye yaklaşımı oldu. Neredeyse on yıldır süren akreditasyon uygulamasına şöyle cepheden karşı çıkana rastlamadım pek; şimdi niçin vâveylâya düştüler dersin?

-Hocam ferâsetinize yetişmek mümkün olmuyor; bu konuları benden iyi takib etmişsiniz bakıyorum. Kendini akredite zanneden bazı gazeteciler, kötü çocuk olduklarını öğrenince canları sıkıldı elbette. Söz konusu dosya basına sızdırılmasaydı, onlar açısından değişen bir şey olmayacaktı.

-Sahi bu sızdırma hadisesine nasıl bakıyorsun; bazıları da bu belge sahtedir iddiasında bulunmaya başladılar?

-Onu bilemem hocam ama beni en çok şaşırtan, Ordu’nun olaydan sonra soruşturma açıldığını belirten açıklaması oldu. Ben önce, “böyle bir şey yok; ordu hakkında asılsız ve yakışıksız haber yapanları soruşturuyoruz” şeklinde anladım; meğer, “bu dosyayı kim sızdırdı” diye soruşturmaya başlamışlar. Yani sızdırılan belge sahte bile olsa neticede gazeteci milletini dosyaladıklarını zımnen kabullenmiş oldular.

-Çok üzücü bir şey bu çekirge!

-Asıl üzücü olan ordunun böyle sudan dosyalarla kendisini tartışma mevzuu yapması hocam. Türk ordusu, bir zümrenin değil milletin ordusudur; bayrak gibi, Cumhurbaşkanı gibi, İstiklâl Marşı gibi bir şeydir. Keşke bu olumsuzluklar hiç yaşanmasaydı!

Yazıyı Paylaş

İlgili olabilecek yazılar:

  1. ‘Doğru-yanlış cetveli’ meselesi Bir dünya görüşü, birbiriyle manidar bir bütün teşkil eden doğru...
  2. İki doğru-bir yanlış; değer mi hocam? Yaşar Hoca”nın nâtıkası düzgün, kitâbeti etkilidir; ilmî cesaretini de takdir...
  3. İnsan biraz ‘terakkî’ etmez mi? Yakın dostlarım gayet iyi bilirler; ne zaman ki önemli bulduğum...
  4. ‘Bırakalım çocuklar doğru dürüst bir içki içsin!’ Milliyet gazetesi haberi böyle verdi: “Şok genelge”. “Bunun neresi şok...
  5. Yanlış, yanlış, yanlış! Vecdi Gönül’ün söylediklerini doğru bulmuyorum; siyâseten, ilmen ve vicdânen yanlıştır....

Ahmet Turan Alkan - 12 Mart 2007

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=511908

Bu yazıyı yazdır Bu yazıyı yazdır

Anahtar Kelimeler:

Anahtar Kelime Ekle: Bu da nedir?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Arama

Loading

Mobify empowers marketers and developers to create amazing mobile web experiences. Tap to learn more

Mobify